Arama

Çocuk Yetiştirirken Yaşanan Ebeveynlik Çelişkisi

Sokağa çıkıp elimizde bir mikrofon 0-5 yaş sürecinde çocuğu olan ebeveynler arsında bir anket yapmaya kalksak sanırım neredeyse tüm ebeveynler uslu bir çocuk isteyeceklerdir. Peki, 0-5 yaş sürecinde uslu çocuk olmanın tanımı nedir desek aynı ebeveynler söz dinleyen, verilen komutların dışına çıkmayan, istendiği zaman istendiği kadar yemek yiyen, uyuyan, istenen biçimde oyun oynayan çocuk usludur vs. şeklinde açıklamalarda bulunacaklar.

Uslu çocuk eşittir itaat eden çocuk kapsamında toplumun büyük bir kısmının çocuk yetiştirirken beklediği temel kazanım çocuğunun ebeveyn istek ve arzularının dışına çıkmaması olacaktır. Bu olgu ebeveyn bakış açısından haklı da görülebilir, sonuçta uyuması gereken zamanda uykum yok deyip daha oynamak isteyen bir ufaklıkla baş etmek oldukça yorucu olabilir ya da bir süper marketin ortasında illa ki istediği marka çikolatayı aldırtmaya çalışan bir bacaksız sinirleri keman teline çevirebilir.

2 yaş sendromu veya İngilizce’den tercümesiyle korkunç 2 yaş olarak anılan ve ebeveynler arasında şehir efsanesi haline gelmiş süreç aslına bakacak olursanız son derece doğal ve sağlıklı bir süreçtir, çünkü bebeğiniz kendi kişiliğini ortaya çıkarmayı, sizlerden bağımsız bir varlık olabilmeyi keşfetmektedir. Yukarıda belirttiğimiz ufak örneklerde de aslına bakacak olursanız çocuk kişiliğinin var olduğunu ebeveynlere göstermek durumundadır. Bu süreçte ona destek olup sürekli belli küçük karar demetleri oluşturarak kendi kararlarını vermesine destek olabilecekken onunla sürekli bir otorite savaşı vermenin her iki tarafı da daha yıpratıcı olacağını görmek gerekiyor.

Gelin bu yazıyı okuyan tüm ebeveynler aşağıda sorulan soruya çok net kendinize dürüst davranarak bir cevap verin istiyoruz.

Yetiştirmekte olduğunuz çocuğunuzun veya çocuklarınızın ileride özgüveni yüksek, kişiliği oturmuş, her denileni kabul etmeden önce araştıran özgün bir yetişkin haline gelmesini mi arzularsınız yoksa kendi kararlarını uygulamaktan çekinen kendinden güçlü birinin yönetimine girmeyi kolayca içine sindirebilen bir yetişkin olmasını mı istersiniz ?

Eminiz hemen hemen tüm ebeveynler bu sorumuza tabii ki ilk seçenekteki gibi özgüvenli ve özgün bir kişi olmasını isteriz diye yanıt vereceklerdir.

Günümüzde uzmanlar özgüvenin kişiyi hayatta başarıya ve mutluluğa götüren temel faktör olduğunun altını çizmekteler. Peki, insan yavrusu bu özgüveni hayatın ilk 5 yılında oluşturuyorsa ve ebeveyn olarak bizler özellikle bu 5 yılda çocuklarımızın bize itaatkar olmalarını, sorgulamadan otoriteye boyun eğici olmaları konusunda ısrarcı oluyorsak ve hayır senin değil benim dediğim olacak şekilde çocuklarımızla yer yersiz sadece ebeveynlik otoritesi kuracağım diye onları sindirmeyi disipline etmekle eşdeğer görüyorsak sizce burada büyük bir çelişki içine girmiyor muyuz? Başları ezilmiş, karar verdirilmemiş bu çocuklardan ileriki yıllarda ne denli özgüveni yüksek verdiği kararların arkasında durabilen sağlam bir kişilik oluşmasını bekleyeceğiz? Aile içinde kendileri bir birey olarak saygı görmemiş ufaklıklar, büyüyüp okula gittiklerinde saygı olgusunu derhal okulda mı öğrenecekler dersiniz?

Bu bağlamda sizlere koşullu ve koşulsuz ebeveynlik görüşlerini sunmak istiyoruz.

Koşullu ebeveynlik ödül ve ceza sistemine dayalı çocukların iyi davranışlarının ödüllendirildiği kötülerinin ise cezalandırıldığı bir yaklaşımdır. Günümüzde egemen olan bakış açısı da budur. Çocuklar ya gerekli gerekli ödüle boğulurlar veya tam tersi sürekli ceza alıp cezanın etkisini giderek daha az yaşar kanıksarlar.

Koşulsuz ebeveynlikte ise ebeveynliğin çocuk ne olursa olsun sevgiyi hak ettiği için ödül veya cezaya dayanmayan çocuğun istenmeyen davranışlarının altında yatan temel nedenleri yok etmeyi hedefleyen bir ebeveynlik söz konusudur.

Bir pediatrik uzmanın da savunduğu gibi küçük çocuklarda davranışlar bir buzdağının görünen yüzeyi gibidir. Aslında buzdağının bildiğiniz gibi deniz yüzeyinin üstüne olan görünen kısmı sadece ufak bir bölümü olup ana kütle deniz altında kalan kütledir. Çocuk davranışları da aynen böyle görülmelidir. Her davranış bir olgunun dışavurumudur. Örneklersek, yeni gelen kardeşi kıskanan kendisinin artık kardeşi kadar ilgi görmediğini hisseden çocuk hırçın ve kırıcı oluyorsa, yaramazlıkları baş edilemez boyutlardaysa, dilediğiniz kadar ceza verin ana olguyu tedavi etmez, o anki septomları geçirmekle yetinirsiniz. Anlık ceza hiçbir şekilde uzun vadeli çare olmayacaktır sorununuza.

İşte koşulsuz ebeveynlik bu esasa dayanır. Ufaklığın sizi en deli ettiği zaman aslında sevgiye ve sizin desteğinize en muhtaç olduğu zamandır ve ebeveyn sevgisi ne olursa olsun çocuğun gelişiminde koşulsuz sevgiye ve desteğe dayanır.

Bu kapsamda özellikle 30 ay öncesi çocuklardan ön serebral korteks henüz gelişimini tamamlamışken onlardan bir yetişkin algısı beklemenin yaz ortasında kar beklemekle eşdeğer olabileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Evet, biliyoruz çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işi diyeceksiniz ama buna karşın doğal ebeveyn olmak bebekle doğumdan itibaren sevgi ve saygı ile iletişim kurmak onun davranışlarının köküne inebilmeyi bir ebeveynlik hasleti olarak kabul etmek belki de bizlerin aslında günümüzde bilmeden zorlaştırdığı ebeveynliği çok daha kolay ve keyifli bir yolculuğa döndürecektir. Böyle bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

Yorum Yaz

Yorumunuz (*)

Resimdeki kodu giriniz

IP Adresiniz: 54.205.9.146

1 Yorum

İsmet Sucu

Koşulsuz ebeveynlik adındaki kitap aynı konulara daha ayrıntılı biçimde parmak basmakta. Bu konulara kafa yoranlar mutlaka okumalıdır bence.

Anneler ve Babalar İçin Hakkında Diğer Faydalı Bilgiler